Çalışmak, Çalışmak, Çalışmak

 İleri çıkık çenesi ve kadifemsi sesiyle çocukken duyduğum bu efsane cümle ile Sakıp ağa aslında özetlemişti başarının anahtarını. 

-Başarılı bir öğrenci mi olmak istiyorsun?

 O zaman başarılı bir öğrenci gibi çalış.

-Niyetin futbolcu olmak mı?

 O halde gün aşırı futbol oyna.

-Bilge mi olmak istiyorsun?

 Oku, hem de çok oku.

-Niyetin dünyanın en başarılı doktoru olmak mı?

 Dünyanın en başarılı doktoru olmak için ne yapman gerektiğini iyi biliyorsun. Dünyanın geri kalan tüm tıp öğrencilerinden daha fazla çalış.

O zaman asıl sorumuza gelelim.

-İster halı yıkama fabrikası olan bir iş adamı ol, istersen bu sektöre hizmet veren bir tedarikçi, istersen bir girişimci. Sana soruyorum bu soruyu. 

Sen nasıl bir iş adamı olmak istiyorsun? 

Sürekli şartların zorluğundan sızlanan, meslektaşlarınla kalitede değil de fiyatta rekabet edebilen (en kolayı budur), tedarikçisine karşı itibarı olmayan, müşteri kaybetmekten korkan, personelin özlük haklarını vermeyen, kalitesiz hizmet sunan…

Adım kadar eminim ki bu yazıyı okuyan hiç bir iş adamı böyle bir insan olmak istemez. O halde yapman gerekeni biliyorsun.

Resim yapan Picasso gibi, beste yapan Mozart gibi, İstanbul’u fetheden Fatih gibi, yazı yazan Shakespeare gibi…

Yaptığın işi en iyi kim yapıyorsa onun gibi, hatta ondan da fazla…

Çalış, çalış, çalış.